E-Mail Adresini Yaz En Son Konulardan Herkesten Önce Sen Haberdar OL

E-Mail Adresiniz:

Yakma Desteği İçin FeedBurner

'a Teşekkür Ederiz...

Ebru Saçar (1977 - .... )



1977 yılında Bursa�da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa�da tamamladı. 1995 yılında    girdiği Ankara üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı�ndan 1999 yılında mezun oldu.

Rol aldığı oyunlar;
- �Benim Meskenim Dağlardır� (Sabahattin Ali) Yaz: Ali Berktay Yön: Rutkay Aziz (2005/ Ankara) A.S.T.
- �Memleketimden İnsan Manzaraları� Yaz: Nazım Hikmet Yön: Rutkay Aziz (2004-05/Ankara) A.S.T.
- �Akıllı Hayvanlar�  Yaz: Ahmet Tümel Yön: Erol Demiröz (2005/ Ankara) A.S.T.
- �Büyümek İstiyorum� Yaz-Yön: Mehmet Akay (2004-05/Ankara) A.S.T
- �Küçük Burjuva Düğünü� yaz: B. Brecht Yön: Yılmaz Onay (2003/Ankara) A.S.T
- �Murtaza� Yaz: Orhan Kemal Yön: Işık Toprak (2002-03/Ankara) A.DEV.TİY.
- �Tango� yaz: S.Mrozek yön: Levent Ülgen (2002/Ankara) A.S.T
- �Ghetto� yaz:J.Sobol, yön:Erhan Gökgücü (Oyun 2001 Eleştirmenler Birliği �En iyi yapım ödülü� ve 2002 Sanat Kurumu �En iyi reji ödülü� aldı.2000-01-02/Ankara) A.DEV.TİY
- �Karımın Adı Morris� yaz:Raffy Shart, yön:Şakir Gürzumar(2001/Ankara) TİYATRO TUNA
- �Serseri Gönül� yaz:E.O�neil, yön: Burak Sergen(2000/Ankara) A.DEV.TİY.
- �Mutlu Son� yaz:B.Brecht, yön: Yücel Erten (1999/Ankara) A.DEV.TİY.
- �Kanlı Düğün�yaz:F.G.Lorca, yön:Ejder Akışık (1998/Ankara)A.DEV.TİY. Rol aldığı diziler ve reklam filmleri;
- �Bizim Evin Halleri  Yön: Samet Polat (2005/TRT)
- �Sanayii Bakanlığı�  reklam filmi (2005- Tüm Kanallar)
- �Pembe Patikler�     yön: Cankat Ergin (2003/ ATV)
-  �Baba Ocağı�        yön:Turgay Bostan (2001-2002-2003/TRT)
- �Beter ile Şeker�    yön:Turgay Bostan (2002-2003/TRT)
- �Çiçekler Susayınca� yön:Hüseyin Taşkın (2001/TRT)
- �Yaşasın Okulumuz� yön:Ergin Erenoğlu (2000/TRT)
- �Beş Dakika�         yön:Muhammed Şimşek (2000/TRT)

Diğer;
-  �Mavi Radyo� adlı radyo kanalında  program yapımcılığı ve sunuculuğu yapmaktadır.
- 1993-1998 yılları arasında Bursa �Radyo S� ve �Olay FM� adlı radyolarda program yapımcısı ,program sunucusu ve radyo tiyatrosu sanatçısı olarak görev yaptı.
- 1995-2002 yılları arasında modern dans ve salon dansları üzerine dersler aldı ve özel stüdyolarda dansçı olarak çalıştı.
- 1996-2005 yılları arasında UMAG�ın gerçekleştirdiği, Yücel Erten, Ahmet Mümtaz Taylan ve Rüştü Asyalı�nın yönettiği Uğur Mumcu Anma gecelerine oyuncu ve dansçı olarak katıldı.
- TRT ve özel seslendirme stüdyolarında halen seslendirme sanatçısı olarak görev yapmaktadır.

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Ebru ÇEREZCİ (1971 - .... )



1971 yılında İzmir 'de doğdu. T.E.D. Ankara Kolleji' nden mezun olduktan sonra O.D.T.U. Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nü bitirdi. Özel sektörde tasarım ve üretim bölümlerinde yönetici olarak çalıştıktan sonra Sanat Yönetimi üzerine Yüksek Lisansını tamamladı.

Her zaman sanatla yakından ilgilenen Çerezci, özellikle Anadolu El Sanatları ve Osmanlı El Sanatları üzerinde yoğunlaştı. Daha sonra sanat ve yönetim alanında eğitim almış bir Endüstri Ürünleri Tasarımcısı olarak ortağı ile birlikte Hiref'i kurdu. Tasarımda eğitimin gerekliliğine inanan Çerezci Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nde ''Tasarım Yönetimi''        dersi vermektedir.

Ebru Çerezci Hiref için tasarladığı kolleksiyonunda "Çağdaşın yanında tarih, tarihin yanında çağdaş" temasını esas almıştır. Tasarımcı olarak Anadolu ve Osmamlı El sanatları üzerine yoğun çalışmalar yapan Çerezci aynı zamanda çağdaş tasarım dünyasını da çok yakından takip etmektedir. Tüm bu çalışmalarının yanısira Ebru Çerezci "El Sanatları ve Tasarım" konularında Milliyet Sanat Dergisi'nde yazmaktadır.
EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Ece Aymer Daibaşoğlu (1964 - .... )


1964 yılında Ankara'da doğdu. Ankara Koleji, sonrasında Hacettepe Ekonomi bölümünü bitirdi. Daha sonra İngiltere'de otelcilik okudu. Türkiye'ye dönünce Hilton Oteli'ne girdi. Burada hayatını değiştiren birşey oldu ve eşiyle tanışıp evlendi. İngiliz Havayollarında satış elemanı olarak bir sene, Bilkent Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak 6 sene çalıştıktan sonra sanat atölyesini açtı.
Eşi Hasan Hakan Daibaşoğlu, bisküvi üretimi yapan bir firmada İdari ve Personel müdürü olarak çalışıyor. Oğlu Can 1997 doğumlu.
Her zaman evinde kediler ve köpekler oldu. En son kedisi Duman ve köpeği Boncuk ile birlikte aynı evi paylaşıyor. Evini paylaştığı çok değerli biri daha var. Annesi Sevinç hanım.
Ece Aymer Sanat ve Yaşam Atölyesi : 0312 242 01 52

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Ebussuud Efendi


Ebussuud Efendi, Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan İkinci Selim zamanlarında 27 yıl kadar Şeyhülislamlıkta bulunmuş, devrin en büyük alimlerinden biridir. Babası Şeyh Muhiddin Mustafa İmadiyeli olduğu için ona da İmadi diyenler vardır. İstanbul civarında Müderris köyünde doğdu. Babasından, zamanın alimlerinden, bilhassa büyük İslam alimi Şeyhülislam İbni Kemal'den okuduktan sonra müderris, Bursa ve İstanbul kadısı, Rumeli kazaskeri ve 1548'de şeyhülislam oldu.
Kanuni Sultan Süleyman zamanında 22, Sultan İkinci Selim zamanında ise 6 yıla yakın bu görevde kaldı. 84 yaşında ölen Ebussuud Efendi, Eyüb civarında yaptırdığı mektebin yanına gömüldü. Osmanlı şeyhülislamları içinde en önemlilerinden biridir. İrşad-ül Aklıselim adlı bir Kuran tefsiri ile fetvaları meşhurdur. Şahsiyeti o kadar ün saldı ki ölümünde Mekke ve Medine halkları da cenaze namazı kıldı. Üsküp'te bir cami, İstanbul'da bir hamamı vardır ve İstanbul'un meşhur caddelerinden biri onun adını taşır. Türkçe şiirleri, düzgün ve kuvvetli olduğu gibi Arap edebiyatının en başarılı eserlerinden sayılır.

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Prof. Dr. Ebulfeyz Elçibey (1938 - 2000)


Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Nahçıvan'ın Keleki kasabasında doğdu.
Asıl adı, Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev olan Elçibey, Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.
Elçibey, 1970'li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycan'ın bağımsızlığı için mücadele etmeye başladı. 1976 yılında Sovyetler'e karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı ve 1978 yılında şartlı olarak serbest bırakıldı.
Ebulfez Elçibey, 1988-1989 yıllarında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük ederek, halkından büyük destek gördü. Elçibey, aktif siyasi hayatına 1989 yılında, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi'nin (AHCP) başına geçerek başladı.
Azerbaycan, SSCB'nin 1990'da dağılmasının ardından 18 Ekim 1991 yılında bağımsızlığını resmen ilan etti. Ayaz Muttalibov'un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, Ebulfez Elçibey 7 Haziran 1992'de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı oldu.
Elçibey, daha önce "Milli Kahramanlık Ödülü"nü verdiği Suret Hüseyinov'un Haziran 1993'de ayaklanmasından sonra cumhurbaşkanlığı görevini terkederek doğum yeri olan Keleki'ye döndü.
Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı, 31 Ekim 1997'de Keleki'den Bakü'ye döndü ve AHCP'nin başında aktif siyasi hayatına devam etti. Elçibey, 1998 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine, "demokratik ve adil olmadığı" gerekçesiyle boykot ederek katılmadı.
Elçibey, zaman zaman Haydar Aliyev iktidarına karşı verdiği sert demeçlerle kamuoyunun dikkatlerini üzerine çekti.
Azerbaycan'da 5 Kasım'da yapılacak 2. dönem parlamento seçimlerine katılma kararı alan Elçibey, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin parlamentosuna girebilmek için ilk defa milletvekilliğine adaylığını koydu.
Hayatı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde "Bütün Azerbaycan Yolunda" isimli bir kitap çıkardı. 62 yaşında ölen Ebulfez Elçibey, iki çocuk babasıydı.
GATA'da bir süredir tedavi gören Azerbaycan'ın eski Devlet Başkanı Ebulfez Elçibey vefat etti.
Elçibey, yaklaşık 2 aydır sağlık nedenleriyle Türkiye'de tedavi altında tutuluyordu.

KESİTLER
Giriş
Sovyetler Sarsılıyor
Yükselen Bayrak İnmez
Cephede İlk Çatlak
Azerbaycan'ı İç Savaşa Sürükletmem
Son Röportaj: Türkiye İle Birleşmeliyiz
Prostat tümörü nedeniyle önce Ankara Hastanesi'nde tedavi altına alınan Elçibey, hastalığının belirli bir evreye ulaşması ve kemik tutulumu nedeniyle radyoterapi gerektiği için 9 Ağustos Çarşamba günü GATA'ya radyoterapi görmek üzere kaldırılmıştı. Elçibey'in Türkiye'ye "metabolik durumunun çok bozuk ve septik komada, şuuru kapalı olarak" geldiği, Türkiye'de kaldığı sürece durumunun iyiye gittiği, ancak nefes darlığı, akciğer enfeksiyonu, prostat kanseri hastalıklarını birarada taşıdığı belirtilmişti.


GİRİŞ
1938'de Nahcivan'ın Keleki kasabasında doğan Elçibey, 1962'de Bakü Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Enstitüsü, Arapça bölümünden mezun oldu. 1963-1964'te Mısır'da tercüman olarak çalıştı. 1970'lerde ise ülkesinin bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Bu yüzden 1975'de 'milliyetçilik' suçundan bir buçuk yıl hapis yattı. 1976'da Salman Mümtaz El Yazmaları Enstitüsü'nde Türk ve İslam tarihinin ilk yazılı kaynaklarını incelerken, bir yandan da bağımsızlık mücadelesi için çalışmaya başlamıştı.


SOVYETLER SARSILIYOR
1980'lerin sonlarında dünya Sovyetler'i tarihin çöplüğüne atmak için gün sayıyordu. Elçibey ise ülkesinde bağımsızlık mücadelesinin başını çekenlerdendi. O, milliyetler siyasetinde Leninist ilkelerin bozulduğu, Rusçanın emperyalist bir siyaset aracı haline geldiği görüşündeydi. 1988'in ortalarında üç Baltık ülkesi Litvanya, Letonya ve Estonya'da halk cepheleri kurulması ona esin kaynağı oldu. Halk Cephesi 1989'da ilk 'yarı legal' konferansını yaptığında 'Azat Azerbaycan' mücadelesinin başını çekecek lider olarak seçildi. Üç hedefi vardı: Azerbaycan'ın bağımsızlığı, Karabağ'ın Ermenilerden temizlenmesi, İran'daki Güney Azerbaycan'daki 25 milyon Azeri'nin Azerbaycan'la birleşmesi.
Halk Cephesi, Rus istihbaratının engellemelerine rağmen kısa sürede bir halk hareketi haline geldi. Öyle ki, 1989'da hükümet cepheyi resmen tanımak zorunda kaldı. Elçibey'in ilk aktif eylemi ise, binlerce Azeri'nin İran sınırına yaptığı ünlü yürüyüş oldu. Bu seferki esin kaynağı Berlin Duvarı'nın yıkılmasıydı. Nahcivan ve Astra'dan onbinlerce Azeri, 30 Aralık'ta 'Yaşasın Tebriz-Bakü' sloganlarıyla sınıra dayandığında, ne Rus askerleri ne de İran askerleri çatışmayı göze alabilmişti. Dikenli tellerse 'Birleşmiş Azerbaycan' sloganlarıyla parçalanmıştı.


YÜKSELEN BAYRAK İNMEZ
1990'da dünyaya 'barış ve kardeşlik' mesajları veren SSCB lideri Mihail Gorbaçov, Azerilere başka bir şeyi reva görecekti: Kızıl Ordu. Önce kimse buna inanmadı. Ama 19 Ocak'ı 20 Ocak'a bağlayan gece umulmayan oldu ve Kızıl Ordu tankları tıpkı 70 yıl öncesindeki gibi Bakü'ye giriverdi. 1918'de Mehmet Emin Resulzade öncülüğünde kurulan Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 27 Nisan 1920'de Kızıl Ordu'nun paletleri altında ezilmesi gibi. Ama bu kez tarihin tekerrür etmesi bu kadarla kalacaktı. Bakü'deki ünlü Azatlık Meydanı'nı dolduran milyonlar kendilerini tankların önüne atıverdi. 130 kişi hayatını yitirdi, 700'ü yaralandı. Ama bu harekâttan sonra siyasetin dengeleri de değişti. Vezirov görevinden alındı ve yerine Moskova'nın 'has adamı' Ayaz Muttalibov getirildi.
Halk Cephesi ve Elçibey'in payına ise yeraltına çekilmek düştü. Hükümet, Halk Cephesi'nin yetkililerini tutuklamıştı. Baharla birlikte ortam yumuşadığında Elçibey yine sahneye çıkacaktı. Bu kez Mayıs 1990'da uzun yıllar çalıştığı El Yazmaları Merkezi'nin önünde, halka, 'Azerbaycan bayrağında orak çekici kullanmayın' çağrısı yapıyordu. Elçibey, bunun yerine 1918'de Resulzade'nin sözlerini tekrarlayacaktı: "Yükselen bayrak bir daha inmez."
Azeri Yüksek Sovyet Meclisi ise Rus askerlerinin Bakü'de olmasından yararlanıp seçim kararı aldı. Halk Cephesi seçime katılırken, Elçibey sadece kurulan seçim bürolarını yöneterek arkadaşlarını destekleyecekti. Olanca hileye rağmen Halk Cephesi'nden 30 milletvekili meclise seçilmeyi başardı.


CEPHEDE İLK ÇATLAK
Rusya'da Boris Yeltsin'in devlet başkanı olduğu 1991'de Halk Cephesi'nde de ilk çatlaklar belirdi. Moskova'da hapis yattığı sıralarda Rus yanlısı olduğu söylenen İtibar Memedov ve Rahim Gaziyev, Elçibey karşısında bir grup oluşturdu. Memedov, 'Milli İstiklal Partisi'ni kurdu. Elçibey ise dikkatini bir yandan Rus askerlerinden kurtulmaya diğer yandan da işgal altındaki Karabağ'da verilecek savaşa odaklamıştı. 23 Ağustos'ta Bakü'de düzenlenen mitingde komünist partisinin lağvedilmesini isteyen konuşmasını yaptığında, sivil giyimli KGB ajanları tarafından feci şekilde dövüldü.
Azerbaycan ise artık geri dönülmez bir noktaya gelmişti. Komünist Partisi, 14 Eylül'deki kongrede lağvedilmeyi tartışıldı. Elçibey'in çağrısına uyan 100 binin üzerinde Azeri meclisi kuşatınca beklenen oldu. Bağımsızlık ilan edildi. Elçibey ise 100 binden fazla Azeri'ye, "Hukuki yönden bağımsızlığımızı kazandık. Bundan sonraki mücadelemiz gerçek bağımsızlıktır" dedi. Ve 18 Ekim 1991'de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, 29 Aralık'ta halkın yüzde 98'inin oyuyla bağımsızlığa evet dedi.
Bu sırada gerçekleşen ve tarihe 'Hocalı katliamı' olarak geçen olay ise Muttalibov'un sonunu getirdi. Rus destekli Ermeni güçlerinin 10 bin nüfuslu Hocalı kentine yaptığı saldırıdan sadece 1000 kişi kaçabildi. Katliamın ardından adres yine meclisti. Üç gün süren bekleyişin ardından Muttalibov istifa etti, yerine Yakup Memedov geçti. Ama artık cumhurbaşkanlığı seçimi kaçınılmazdı. Elçibey'in bu görevde gözü yoktu. Önce adaylığa yanaşmadı, ısrarlar üzerine 'evet' dedi. Seçileceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Bundan en çok rahatsız olan ise Moskova ve Tahran'dı. İşte bu sırada Şuşa ve Laçin, Ermenilerin eline geçti. 14 Mayıs'ta mecliste toplanan ve Halk Cephesi milletvekillerini dışlayan bir heyet Hocalı olayından Muttalibov'un sorumlu tutulamayacağı kararını alıp, onu devlet başkanı ilan etti.
Elçibey'e yine meydanlara çıkmak düşmüştü. 200 bine yakın Azeri, meclise yürüdü. Muttalibov ve arkadaşları bir Rus askeri uçağıyla Moskova'ya kaçtı. Ve 7 Haziran 1992'de Elçibey oyların yüzde 59.4'ünü alarak devlet başkanı seçildi. Elçibey ilk iş olarak milli ordu oluşturmak için kolları sıvadı. Ancak Karabağ'da savaşan Azeri birlikleri 'nedense bir birlik' sergileyemiyordu. Azeri güçlerine verilen karşı atak emri, bizzat Savunma Bakanı Gaziyev'in 'geri çekil' emriyle sabote ediliyordu. Ermeniler Kelbecer ve Ağdam'a da girdi. Elçibey'in Türkiye'nin yardımıyla kurduğu milli ordu başarılı olamamıştı. Eylül 1992'de cephe ziyaretlerinden birinde Elçibey'e karşı bu kez suikast düzenlendi. Ama sonuç alınamadı.


AZERBAYCAN'I İÇ SAVAŞA SÜRÜKLEMEM
1993'e girildiğinde Elçibey yönetimi petrol anlaşmalarını belli bir noktaya getirmişti. 15 Haziran'da Ermenilerle muhtemelen Kelbecer'in geri alınması için masaya oturacaktı. Ülke ekonomik ve siyasi bağımsızlığa adım adım yaklaşıyordu. Ama bu kez devreye girecek olan Suret Hüseyinov, Elçibey'in kaderini değiştirecekti. Azeri lider, Gence'deki birliklerin komutanı olan Hüseyinov'a Karabağ'daki başarıları için kahramanlık unvanı vermişti. Ama onun hesabı başkaydı. Rusya'nın ve İran'ın desteğini aldığı söylenen Hüseyinov'un bir başka ilişkisi de o sıralarda Nahcivan'da bulunan KGB tedrisatından geçmiş Haydar Aliyev'leydi. Aliyev, Bakü'de yavaş yavaş etkinliğini artırmıştı. Söylentilere bakılırsa, Hüseyinov ile Aliyev arasında bağlantıyı Gaziyev sağlıyordu. Bu kez darbe 'geliyorum' diyordu. Elçibey, 3 Haziran'da Gence ve Bakü'deki olağanüstü hal ilanını uzatıp Gence'ye birlik gönderdi. Ama isyan bastırılamadı. Hüseyinov, Bakü'ye doğru harekete geçtiğinde Elçibey'e sürgün yolları görünmüştü.
Kaybettiğini anlayan Elçibey, kan dökülmesini istemiyordu. Aliyev'i kriz yatışana dek başa geçmesi için Bakü'ye çağırmak zorunda kaldı. Uyuşturucu ve silah kaçakçılığıyla uğraştığı söylenen Hüseyinov onu ürkütüyordu. Aliyev ise Azerbaycan için 'sıkıntı' anlamına gelse de hiç olmazsa Azeri devleti korunabilirdi. O sıralarda yakınlarına şöyle diyecekti: Bu ülke için yapılacak bir hizmet daha var. İktidardan el çektirilsek dahi Ermenilerle savaş durumunda olan, bin bir emekle kurduğumuz bu devleti iç savaşa çekmeyeceğiz.
Ve Aliyev, Bakü'ye geldi. Hüseyinov'un sahneye koyduğu Moskova destekli darbe planının birinci aşaması tamamlanmıştı. Elçibey, Hüseyinov aracılığıyla kendisine suikast hazırlandığını öğrenince, 17 Haziran'da Keleki'ye gitti. 24 Haziran'da Aliyev yeni devlet başkanı seçilirken, Hüseyinov da başbakanlığa atanacaktı. 1997'de Bakü'ye dönen Elçibey, bir yıl sonraki devlet başkanlığı seçimini 'demokratik ve adil' olmadığı için boykot etti. Ömrü el verseydi, 5 Kasım'da milletvekili adayı olacaktı.


TÜRKİYE İLE BİRLEŞMELİYİZ
Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı ve Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (AHCP) Genel Başkanı Ebulfez Elçibey verdiği son röportajında, ülkesindeki ve bölgedeki gelişmeleri değerlendirdi. 'Bunları birinin açıkça söylemesi gerek.' diyerek, her zamanki açık üslubunu sürdüren Elçibey, Türkiye ve Azerbaycan'ın sınırları kaldırarak konfederasyona gitmeleri gerktiğini söyledi.
Azerbaycan Halk Cephesi liderliğiniz bir bağımsızlık hareketi olarak başladı. Amacına ulaştı, önce iktidar sonra parti oldu. İçinden birçok parti çıktı; aynı çizgideki bu partiler neden birleşemiyor?
Bu tabii bir süreçtir. Azerbaycan için bir şeyler yapmak isteyen milliyetçi milyonlar bir araya toplanarak bağımsızlık için mücadele etti. Bağımsızlığımızı kazandıktan sonra devlet kurmak için iktidar olmak gerekliydi. Halk Partisi, eğer tek parti olarak kalsaydı buna izin vermezdim. O zaman yine Komünist Parti'nin yerine oturmuş olur, tek hakimiyetlik devam ederdi. Demokrasi, çok partililikten başlar. İnsanlar niye böyle bakıyor? Aynı çizgide birçok partinin çıkması, bunların birbiri arasındaki ihtilafları, tartışmaları gayet normaldir. ABD'de esasen 30'a yakın parti vardır; bunların ikisi öndedir. Rusya'da da 6'dan fazla Komünist parti var; niye birleşmiyorlar? Kim bilir, Azerbaycan'da da zaman gelecek iki parti kalacak. Toplumun tabii akışını kimse engelleyemez, kendisi hareket eder, içinden liderler çıkarır.
İktidarınızın kısa sürmesini nasıl izah ediyorsunuz? Peşinizden koşan milyonlar siz yıkılırken neden arkanızda değildi?
Ben yıkılacağımı biliyordum. Rus askerini Azerbaycan'dan çıkardığım gün arkadaşlarıma dedim ki, benim artık iktidarda kalacağıma inanmayın. Rus KGB'si bizi yıktı. Rus ve İran istihbaratı ortak çalıştı; 100 milyon dolarlık bütçeleri vardı. Azerbaycan'dan Rus askerini kovmaya muvaffak oldum. Evet, kovdum onları, 'çık git' dedim. Tam 75 bin Rus askeri vardı. Kafkasya'da Bakü, Rus askerî üslerinin merkeziydi. Gence'de hava komando tugayı vardı ki, bir günde Azerbaycan'ı işgal edebilirdi. Kolay olmadı. Hadi şimdi çıkartın Rus askerini bir yerden de görelim. Çıkmıyorlar. Ne Gürcistan'dan ne Tacikistan'dan. Bunun sistemi var. Rus ordusu karışık milletlerden oluşmuştu. Ordunun yüzde 60'ı Rus'tu, Bunların içinde birbiri ile geçinemeyen Ukraynalılar da vardı. Nahcivan'da sınırı koruyan Rus askerinin asıl görevi Türkiye'de casusluk yapmaktı. Operasyonlar yapıyor, Anadolu'da türlü türlü işler görüyorlardı. Rus askerini göndermekle Türkiye'yi de kurtardık.
Gence isyanını bastırmak yerine neden Keleki'ye, köyünüze gittiniz; Türkiye neden sizi desteklemedi?
İsyancı Albay Suret Hüseynov Bakü'ye yürüdüğünde kardeş kanı dökülmesini istemediğim için Keleki'ye gittim. Hüseynov, Karabağ'da savaşıyordu, başarılar kazanmıştı, askeri çevrelerin telkiniyle ona kahramanlık ünvanı verdim. Keleki'den iki gün önce Ankara'da ağırlandığım yalandır; bir ay sonra Türkiye'den maslahat almaya gittiğim de doğru değil. Bir halk, mücadelesini kendi yapmalıdır. Türkiye'nin başını niye buraya sokalım ki? Türkiye, diplomatik açıdan bizi desteklesin sağol deriz. Yeterli destek oldu, olmadı tartışması abestir; yeterli ifadesinin sınırı yoktur.
Azerbaycan halen Rus tehdidi altında bulunuyor. Bakü-Ceyhan projesi bu riski artırıyor. Azerbaycan ile Türkiye arasında nasıl bir ilişki hayal ediyorsunuz?
Bir kere Türkiye ile Azerbaycan arasında vize olmasını kabul edemiyorum. Vize kalkmalı. İki tarafta da çıkartılan bürokratik engeller nedeniyle ilişkilerimiz istediğimiz noktada değil. Türkiye ile Azerbaycan konfederasyona gitmeli, birleşmeli. Sınırları kaldırmalıyız. İki ülkenin vatandaşları serbestçe çalışabilmeli. Bakü-Ceyhan hattının yapılmasını Rusya hazmedemiyor. Azerbaycan'ın petrolü var, dışarı satamıyor. Biz kardeş Türkiye ile petrolümüzü paylaşmak isteriz. Türkiye ve Azerbaycan arasında askeri işbirliği Rusya ile Ermenistan arasında olan seviyeye çıkartılmalı. Saldırmazlık anlaşması, Rusya'nın Azerbaycan'a müdahale imkanlarını ortadan kaldırır. TSK ve NATO Azerbaycan'da askeri üslerini kurmalı. Azerbaycan NATO üyesi olmalı. Azeri ordusu en modern silahlarla donatılmalı. İki ülkenin halkı birdir, aynı duygu ve düşüncelere sahiptir. Türkiye'yi vatanım kabul ediyorum. Ben Atatürk'ün askeriyim.
Karabağ sorununa nasıl çözüm bulunabilir?
Kanla verilen toprak ancak kanla alınabilir. AGİT, yıllardır diplomatik oyunlarla bizi oyalıyor. Kadim toprağımız Karabağ'ın masada satılmasına gözyummayız. Bunun için 239 teşkilatı birleştirerek Milli Mukavamet Hareketi'ni kurduk. Bunun amacı halkımızı psikolojik olarak muhtemel bir savaşa hazırlamaktır, siyasi bir maksadı yoktur. Kafkasya'da ikinci Ermeni devleti kurulmaya çalışılıyor. Ermenistan zaten Rusya'nın oyuncağı, maşası. Dünyada bir milletin yan yana iki devlet kurduğu görülmemiştir. Bu oyun tutmayacak. Ermenilere, Karabağ'da ancak kültürel özerklik verilebilir.
Son dönemlerde İran'daki Azeri Türkleri için çalışmalarınızı hızlandırdınız? İran, 21. yüzyılda nasıl bir değişim geçirecek?
Dünyanın değişik ülkelerinde yaşayan 40 milyon Azeri Türkü'nün hiçbir yerde kaydı yok. Ne BM'de ne de İKÖ'de. Ortada bir vurdumduymazlık var, bunu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Türk folklor ve kültürünü korumak benim görevimdir. Asimilasyon politikalarına rağmen İran'daki Türkler, Türklük şuurunu yitirmedi. Tahran rejiminin dışladığı çoğu entelektüel 4 milyon Türk, değişik ülkelere dağıldı. İran'da bir grup kültürel özerklikten yana. Bir kısmı ise bağımsızlık istiyor. Güney Azerbaycan hareketi geçtiğimiz yüzyılda üç defa kanlı biçimde bastırıldı. İran'da da bir çeşit KGB rejimi var. Rus sistemi nasıl çöktüyse insan fıtratı ile uyuşmayan bu baskı rejimi de son bulacaktır. ABD de İran'daki rejimi yıkmak değil yumuşatmak, liberalleştirmek istiyor. İranlılar da demokratik dünyanın dışında kalamayacaklarını anlamaya başladılar. Sovyetler Birliği dağılacak dediğimde bana deli gözüyle bakıyorlardı. Şimdi de İran'daki sistem liberalleşecek, Azeri Türkleri demokratik haklarını elde edecekler diyorum. (Zaman-5/08/2000)

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Ebul-İz (1153 - 1233)


1153 yılında Cizre'de doğdu. Fizikçi ve 60 makina mucididir. Robot ve Bilgisayar ana temelleri, saatler, su makineleri, musluk, kilitler, çocuk oyuncakları buluşları arasında yer alır. 1233 yılında vefat etmiştir. Nuh Peygamber Camii avlusunda gömülüdür. Kitapları uzun yıllar Avrupa üniversitelerinde okutulmuştur.
EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Ebu Ali Aslen (1938 - 2001)


Ebu Ali aslen Batı Şeria'nın Cenin şehrindendir. 1957 yılında Arap milliyetçi hareketleri ile olan ilişkilerinden dolayı daha 19 yaşındayken tutuklandı ve 1967 yılında sürgündeyken Cephe'nin kurucularından biri oldu. 32 yıl boyunca sürgünde yaşadıktan sonra Ehud Barak'ın İsrail başbakanlığı döneminde "barış kampına katılma kararına binaen" vatanına dönme şansını elde eden Ebu Ali 1999 yılından sonra partinin Batı Şeria faaliyetlerinin fiili lideri oldu ve 2000 yılında da Şam'da yaşamakta olan partinin lideri George Habaş'ın yerine partinin genel sekreterliğine getirildi. FKPC, İsrail'e karşı ilk intihar saldırısını gerçekleştiren ekip olarak tarihe geçmişti. Ebu Ali Aslen, 27 Ağustos 2001'de İsrail'in düzenlediği bir suikast sonucu öldü.
EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Ebru Çapa



16 yaşındayken kazandığı Fullbright kursuyla Amerika'ya gitti. Her ülkeden sadece bir öğrencinin katılabildiği özel oluşuma katıldı.

Lise eğitimine Armand Hammer United World Koleji'nde devam etti. Ekonomi ve yüksek matematik eğitimleri aldı. Mağaracılık, dağcılık gibi outdoor sporlarla ilgilendi. Bridgeport Üniversitesi'nde uluslararası işletme ve ekonomi olmak üzere iki dalda uzmanlaştı. Üniversiteyi ikincilikle bitirdi, 23 yaşında Türkiye'ye döndü.

Üniversite yıllarında farklı sektörlerde staj yaptı. Pazarlama dalında uzmanlaşmayı hedefledi. Procter&Gamble'da ürün müdürü olarak çalıştı.

1991-93 yılları arasında Trans Teknik Holding'in reklam ve halkla ilişkiler koordinatörü oldu.

Daha sonra Digital Equipment Türkiye'de (DEK) pazarlama iletişim uzmanı olarak göreve başladı. 1997'de Microsoft'a transfer oldu. Microsoft Türkiye Pazarlama Direktörü görevini altı yıldır yürütüyor.

Evli ve Lal isminde bir kız çocuğu annesi.

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Ebru Cündübeyoğlu (1974 - .... )


10 Eylül 1974 yılında Heilbronn, Almanya'da doğdu.
Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olan sanatçı, bazı özel tiyatrolarda görev yaptı. 1997 yılında sinemaya başlayan Cündübeyoğlu, Deliyürek dizisindeki "Avukat Ayşegül" rolü ile geniş seyirci kitlesine ulaştı.
TRT ve özel televizyon kanallarında dizi filmlerde ve sinemada rol alan sanatçı, evli ve bir çocuk annesidir.

Filmografi
Kuzey Rüzgarı - 2007
Şöhret Okulu - 2007
Kuzey Rüzgarı - 2007
Gizli Patron - 2006
Omuz Omuza (dizi) - 2004
Çınaraltı - 2003
Koçum Benim - 2002
Deli Yürek - 1999
                                                                    Gülüm - 1997

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Ebru Akkamış (1965 - .... )


Ebru Akkamış 1965 yılında doğdu, kendini bildi bileli dayatılan doğruları karşı koydu, yaşamı sorgulama içinde oldu.1998 yılında Burhan Yıldırım atölyesinde tanıştığı resmi, bir söylem ve ifade aracı olarak seçti.
Resim yolculuğuna gerçeğe yakın insan figürleriyle başlayan sanatçı zamanla iç sesine daha fazla kulak verdi,figürler görünür kimliklerinde sıyrılıp zahiri bir gerçeklik ve ekspresyonist bir anlatımla tuvallerde belirdi. Bu anlatım süreç içinde daha da gelişerek figürleri savaşım sürecini henüz bitirmemiş primitif, -adeta efsanevi - acısıyla yüzleşen yarı tanrı insanlara dönüştürdü. Ebru Akkamış, dünya insan için var olduğundan beri yaşana gelmiş tüm ruhsal durumların tespitini yapıyor.Coşkun fırça tuşelerini resimdeki denge arayışıyla bütünleştiriyor, sağlam bir plastik dille resimlerindeki ekspersyonu alabildiğine güçlendiriyor.
Kişisel Sergiler
2005 Deniz Müzesi Sanat Galerisi
2008 İstanbul Modern Sanatlar Galerisi İMSG
Ödüller
2006 ‘’Cennet Türkiye’m ‘’ Temalı Resim Yarışması (Bamtur)
2007 Beykoz Belediyesi ‘’Beykoz’’ Konulu Resim Yarışması Jüri Teşvik Özel Ödülü
Karma Sergiler
1999 Caddebostan Kültür Sanat Merkezi
1999 Sanat Durağı Atölyesi
2000 Caddebostan Kültür Sanat Merkezi
2001 Bakırköy Kültür Sanat Merkezi
2002 Taksim Sanat Galerisi
2004 Beşiktaş Deniz Müzesi
2005 Bodrum Osmanlı Tershanesi
2007 Pera Güzel Sanatlar
2007 Epsilon Kitapevi
2007 İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Platformu
2007 Abra Sanat Galerisi İçtenlik 2
2007 Karmaşık Sanat Galerisi
2007 Çekirdek Sanatçı Katalogları Sergisi
2007 Tüyap 17. Sanat Fuarı ‘Akdenizlilik ve Gurbet’ (=upsd
2007 Tüyap 17 .Sanat Fuarı Maltepe Sanat Galerisi ’İronik Kimlik’
2007-2008 AFS Genel Merkezi İronik Kimlik
2008 Çekirdek Sanat ‘Kadın Gözüyle Erkek’
2008 Seven&Seven Art ‘Eksiksizsiniz’ Karma Resim Sergisi
2008 Piramid Sanat Merkezi ‘Bu Gemi Nereye Gidiyor?’
2008 Omurilik Felçlileri Derneği Yararına Resim Sergisi Asmalı Mescit
2008 İMSG Karma
2008 İMSG Koleksiyonu Çatı Galeri
Yarışmalı Sergiler
2006 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Resim Yarışması
2007 Eczacılar Odası Resim Yarışması
2006 ‘’Cennet Türkiye’m ‘’ Temalı Resim Yarışması (Bamtur)
2007 Beykoz Belediyesi ‘’Beykoz’’ Konulu Resim Yarışması
2007 Çanakkale Savaşları Resim Yarışması
2008 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Resim Yarışması
2008 Devlet Resim Heykel Yarışması
        UPSD üyesidir.
EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Deniz Güven


Academie Royale Des Beaux-Arts’dan mezun olan Sayın Deniz Güven, 2000 yılından bu yana Doğuş Grubu’nda çeşitli görevlerde bulunmuştur.
Haziran 2007'den bu yana, Doğuş Otomotiv Stratejik Pazarlama ve Kurumsal İletişim Genel Müdürlüğü görevini yürütmektedir.

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Deniz Güneş


Hacettepe Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nden birincilikle mezun oldu.
1997-1999 yılları arasında Format Reklam, 1999-2002 yılları arasında ise Lokomotiv Tasarım'da grafik tasarımcı olarak çalıştı.
2002-2006 yılları arasında RETA'da sanat yönetmeni ve grafik atölye sorumlusu olarak başarılı işlere imza attı. Hizmet verdiği markalar arasında Akay Hastanesi, Beğendik, Beysupark, Güriş, Bilkent Center AVM, Devlet Tiyatroları, DemirDöküm, Esgaz, Kariyer.net, Mercedes Benz, Tepe, Teleset, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Telekom, Vakıfbank bulunmaktadır.
2004'te İtalyan Kültür'den kazandığı burs ile İtalya'da dil eğitimi aldı.
2006 Haziran ayından itibaren dwt I mandalina'da sanat yönetmeni olarak çalışmaktadır.

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Deniz Gökçe (1940 - .... )



1940 yılında doğdu. Lisans eğitimini 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirerek tamamladı. Yüksek eğitimine Amerika'da Georgia State Üniversitesi'nde devam etti. 1972 yılında lisansüstü, 1980 yılında doktora derecesini aldı. Çalışma alanları merkez bankaları ve finansal piyasalardır. Şu anda TC Bahçeşehir Üniversitesi'nde ekonomi bölümünde öğretim görevlisidir.
Uzun yıllardır yayınlanan ekonomi programı Eko Diyalog'un yapımcılarındandır. Ayrıca spor yazarı ve yorumcusu olarak geniş kitleler tarafından tanınmıştır.

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Deniz Gezmiş (1947 - 1972)


27 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'da, liseyi İstanbul'da okudu. Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi.
30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti.
Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.
1969’da Filistin’e gitti, gerilla eğitimi gördü. THKO örgütünü kurdu. Örgütün ilk eylemi olan İşbankası Ankara Emek Şubesi soygununa katıldı. Yine Ankara’daki Balgat Amerikan Üssü’nden dört Amerikalının kaçırılması eylemine katıldı. Sivas Gemerek’te çatışmada yakalandı. Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam edildi.

EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Deniz Dosdoğru (1962 - .... )


Sporcu bir aileden gelen Dosdoğru, voleybolda kısa sürede yıldızlaştı. Sol smaçları ilgiyle izlenen Dosdoğru, milli takımda da yer aldı.
EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

Deniz Baykal (1938 - .... )



20 Temmuz 1938 yılında Antalya'da doğdu. 1959 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine 1960 yılında asistan olarak girdi. 1963'te doktora çalışmalarını tamamladıktan sonra iki yıl ABD' de kaldı ve Colombia ile Berkeley üniversitelerinde çalışmalarını sürdürdü.
Siyasetle 1960'lı yıllara doğru Demokrat Parti iktidarına karşı gelişen öğrenci hareketlerine katılmakla tanışan Baykal 1973 Ekim'inde yapılan Genel Seçimlerde CHP' den Antalya Milletvekili seçildi.
1974 yılında kurulan Ecevit hükümetinde maliye bakanlığı, 1978 Ecevit hükümetinde ise enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı görevlerini üstlendi. Baykal bu dönemde parti meclisi ve merkez yürütme kurulu, genel sekreter yardımcılığı görevlerinde bulundu. 12 Eylül askeri müdahalesinden sonra bir süre Ankara'da Ordu Dil Okulu'nda gözetim altında tutuldu.
1982 Anayasa'sının 5 yıl süreyle siyasi yasağı getirdiği politikacılar arasında yer aldı. 1983 yılında siyasal partilerin kurulmasına izin verilmesinden sonra "yasaklı olmalarına rağmen faaliyetlerini sürdürdüğü " gerekçesiyle bir grup önde gelen CHP' li ve AP' li politikacıyla birlikte Çanakkale Zincirbozan Askeri Tesisleri'nde 2.kez gözetim altına alındı.
Eylül 1987' deki genel seçimlerde SHP' den Antalya Milletvekili seçildi SHP' de önce grup başkanvekilliği ardında da genel sekreterlik görevlerinde bulunan Baykal, Haziran 1988 de göreve başladığı genel sekreterlikten 10 Eylül 1990' da istifa etti. Deniz Baykal Antalya Milletvekili olarak Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlementolararası Komitesi eşbaşkanlığını yürüttü. Avrupa Konseyi Parlementerler Meclisi üyeliğine seçildi. TBMM Dışişleri Komisyon üyeliğinde bulundu.
Temmuz 1992 'de kapatılan siyasi partilerin açılmasına izin veren yasanın sağladığı imkanla 9 Eylül 1992 tarihinde toplanan CHP Kurultayında Genel Başkanlığa seçildi. 18 Şubat 1995 günü SHP ve CHP' nin "Bütünleşme Kurultayı'"nda aday olmayarak genel başkanlıktan ayrıldı. 9 Eylül 1995 tarihinde birleşmeden sonra yapılan CHP Olağan Kurultayında genel başkanlığa seçildi. 30 Ekim 1995 Tarihinde kurulan DYP-CHP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcılığı ve dışişleri bakanlığı görevlerini üslendi.
24 aralık 1995 milletvekili genel seçimlerinde yeniden Antalya Milletvekili oldu. Seçimleri takiben 53.Hükümetin kurulmasıyla dışişleri bakanlığı ve başbakan yardımcılığı görevlerinden ayrıldı. 23 Mayıs 1998 Tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 27.Olağan Kurultayında genel başkanlığa 3. kez seçildi. 18 Nisan 1999 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi ve Deniz Baykal ilk kez seçim sonuçlarıyla parlemento dışında kaldılar. 22 Nisan 1999 Tarihinde alınan seçim sonuçları nedeniyle istifa eden Baykal, 30 Eylül 2000 Tarihinde Ankara'da toplanan Cumhuriyet Halk Partisi 11. Olağanüstü Kurultayında yeniden seçilerek üçüncü kez CHP Genel Başkanı oldu.
EkleBunu RSS Ekle ButonuEkleBunu Sosyal paylaşım Butonu

-------